Ben

Acılarımdan yoruldum, yıkıldım sanarken kök saldım. Okurlarımın sevgisiyle yeniden filizlendim.

“Dilara Kız” ile başladığım edebiyat yolculuğuma “Kırılmıştır Bir Kere”, “Kötü Kadın”, “Ben O Muyum / Pavyon”, “Halo Dayı” ve “Gelecek Okulu” kitaplarımla devam ettim.

Duyguların derinliğinde, insanın iç savaşlarında ve görünmeyen dünyaların sınırında gezinen bir yazarım.

Artık bir fidanım; ağaç olmak için yazıyor, yazdıkça yeniden doğuyorum.

Yalnızlığımın İsyanı

(Karanlık İkiz)

Susmayı öğrendim,
çünkü bazen sözler
hakikati kirletir.
Ve ben sessizliğimle bağırmayı seçtim.

Rüyalarımda bile kaçmadım kalabalıktan,
sadece yön değiştirdim.
Onlar birbirine tutunurken,
ben kendimden tutundum.

Sevgi hâlâ içimde,
ama artık kimseye verilmek için değil.
Bir kor gibi taşıyorum kalbimde —
ısısı bana, ışığı dünyaya.

Karanlık bana zarar vermedi;
o, içimdeki fazlalıkları yaktı.
Şimdi daha azım,
ama daha gerçek.

İyi biri miyim, kötü biri mi — bilmiyorum.
Çünkü bazen iyi kalmak,
kötülüğün içine sızmayı gerektirir.

Ben kimseye savaş açmadım,
ama kimseye de boyun eğmedim.
Yalnızlığımı silah yaptılar elimde,
ben onu kalem yaptım.

Beni sanmasınlar kırılmış,
ben sadece kabuğumu değiştirdim.
Artık ne kadar seviyorsam,
o kadar tehlikeliyim.

Ben kendimi bulamadım belki,
ama insan kalabilmek için
gerekirse evrenle bile
fısıltıyla savaşabilirim.

Bütün Fotoğraflarımda Yalnızım

Az önce eski fotoğraflarıma baktım,
bir zaman kapısı aralandı sessizce.
Renkleri solmuş karelerden
bir ışık sızdı parmak uçlarıma.

Orada bir ben vardı,
henüz unuttuğum bir yüzle.
Gülümsemişim —
ama gözlerimin ardında başka bir çağ ağrıyor.

Bütün fotoğraflarımda yalnızım.
Ve yalnız olduğumu, o an daha iyi anladım.
Kameraya değil, sanki evrene bakmışım,
bir işaret bekler gibi, göğe, zamana, kendime.

Gülüşlerim kalabalık, ama yanımdaki herkes gölge.
Bir omuz aramışım hep, kadraj dışına saklanmış.
Her fotoğraf bir hatıra değilmiş,
bir ispat: oradaydım, ama kimse yoktu.

Sonra bir rüzgâr geçti sayfaların arasından,
bir ses fısıldadı: “Yalnızlık, senin ruhuna biçilen elbise.”
O an sustum, çünkü hak verdim.
Yalnızlık, artık bana benziyordu.

Ve yine de,
belki bir gün biri çıkar,
o boşluğu doldurmaz, ama anlar.
Belki o zaman fotoğraflar değişmez,
ama içimdeki bakış değişir.

Artık biliyorum,
fotoğraflarda yalnızım —
ama artık eksik değilim.